Glikosil Seramidler

Glikosil Seramidler

Derinin üst tabakasını (yani stratum korneumu) bir tuğla duvara benzetebiliriz. Tuğlaların yapışık ve düzenli durması için gereken harç ta seramid’lerdir. Bir üst deri tabakasının koruyucu ve sağlıklı olabilmesi için en az P glikosil seramid içermesi gerekir. Derinin yapısında, su tutma kapasitesinde ve bariyer fonksiyonlarının sağlanmasında anahtar rol oynarlar.

Glikosil Seramidlerin, atopik dermatit, psoriasis (sedef), iktiyozis (çok kuru deri), irritan/alerjik kontakt dermatit, seboreik dermatit ve kuru deride eksik oldukları gözlenmiştir.

Seramid içeren formülasyonların topikal (yani sürülerek) olarak uygulanmasıyla hasarlı deri yeniden yapılandırılabilir.(Choi MJ, Maibach HI. Role of ceramides in barrier function of healthy and diseased skin. Am J Clin Dermatol 2006; 6: S. 215-223) Ünlü dermatolog profesör 2006 yılında bir dergide bu gözlemini yazmıştır.
Glikosil Seramid içeren şampuanlar, losyonlar ve kremler, kimyasal peeling, lazer tedavisi, yüzeysel salisilik asit, yüzeysel ya da içilerek alınan retinoik asit (soyucu akne tedavisi) tedavileri sırasında onarıcı ve nemlendirici yardımcı kozmetik ürün olarak kullanılırlar.

Glikosil seramidleri içeren tüm ürünler bununla birlikte ve deri ve saçlı derinin bariyer (koruyucu) fonksiyonlarının bozulduğu diğer durumlarda da (güneşlenme sonrası, kuru iklim şartları, kimyasal maddelerle temas, sıcak, soğuk vb. olaylarda) onarıcı, deriyi yatıştırıcı ve yeniden yapılandırıcı olurlar.

Sonuç olarak glikosil seramidler cildin bariyer (koruyucu) fonksiyonlarını yeniden sağlayıp, nemlendirerek, hücreler arası yapısını düzenlerler. Unutmayın ki cildimiz, mantomuzdur. En iyi nemlendiricilerde gerek yüz kremi gerekse saç bakım ürünlerinde ve vücut losyonlarında mutlaka glikosil seramidler bulunmalıdır.